uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Ocak 2012 Pazartesi
A.C.A.B. - KAFA
1 Mart 2011 Salı
INTERZONE'DAN MEKTUPLAR # 2
eroini bırakan insanlara, yoksunluk krizinin sertliğini azaltması için başka uyuşturucular verilir. böylece bağımlılıktan kurtulmanın ilk aşaması olan yoksunluk krizi hafifler, ağrılar, titremeler daha kolay çekilebilir hale gelir.
sigarayı bırakan insan neyle atlatır yoksunluk krizini? çekirdek, sakız, pizza? ilk sigarayı bırakma deneyimimde dört ayda on beş kilodan fazla almıştım. gençken aldığın gibi veriyorsun da, otuzumdan sonra çekilir dert değil. dikkat etmek gerek.
peki ya bilincimin bunca bulanması? nikotin bantı, hap falan mı kullansam acaba? işe gidebilir miyim bu halde, gitmezsem ne olur? nikotini başka yollardan almak nikotin bağımlısı bir insanın kendi kendini kandırması olmuyor mu?
ellerim terlemeye devam ediyor, titreme azaldı. fiziksel zorlukların birinci aşamasını atlattım sanırım. ama en son ne zaman üç kere mastürbasyon yapıp, iki kere duş almıştım aynı gün? bağımlılık, artık aklımla oynadığı oyunları arttıracak, sigara içmeyi bir kereliğine olsun meşrulaştırıcı, ehveni şerleştirici bir dolu fikir gelecek aklıma.
sigara iç! hemen bırakmak yerine azaltarak bırakmak daha mantıklı olduğu için iç! bugün on sigara iç, gelecek haftadan itibaren beşe düşürürsün, sigara iç!
sigara iç! sigara içmezsen kilo alırsın. otuzundan sonra götle, göbekle mi uğraşacaksın. bak, o alacağın kiloları bir daha asla veremezsin, şişman ve pişman olursun, sigara iç!
sigara iç! aslında günde 2-3 sigara içmek bırakmaktan daha iyi. bunu sigarayı bırakmadan önce de söylemiyor muydun? işte şimdi her şey senin elinde, 20-30 tane içeceğine 2-3 tane içersin, yeter ki bırakma, sigara iç!
sigara iç! bir tane içmekten bir şey olmaz, sonra yine bırakırsın, bir tane de olsa sigara iç!
şimdi mesele kendimi ikna etmek için yine kendimin uydurduğu yalanlarla boğuşmak. fiziksel zorluklar gittikçe azalırken, aklımın oynadığı oyunlar onların yerini alıyor...
Etiketler:
bağımlılık,
sigara,
uyuşturucu
28 Şubat 2011 Pazartesi
INTERZONE'DAN MEKTUPLAR # 1
albert camus'nün sigara içişi... ve james dean. sartre, sigara içmeden bulantı'yı yazar mıydı acaba hiç? eski sevgilimin "çok seksi" sigara içtiğimi söylemiş olması...
sigarasız birinci gün ve sanki vücudumdaki tüm gözenekler nikotin için açılıyor, kocaman oluyor. hiçbir şeye konsantre olamıyorum. ve biliyorum ki, yazdıklarım herhangi bir düzene sahip olmayacak, bir anlam bütünü oluşturmaktan çok birbirinin ardına dizilmiş tümcelerden ibaret kalacak.
ve şu anda sigaradan daha önemli bir şey yok dünyada. çay, kahve, duş almak, yemek yemek, sevişmek vesaire vesaire; hepsi ancak beraberinde/ardından sigara içilecek eylemler olarak anlam kazanıyor bilincimde. dünyadaki şeyler sigaradan bağımsız varolma olanağını çoktan kaptırmış bağımlılığın yaşamı yeniden örgütleyerek yarattığı perspektife.
ve başka insanların bağımlılıkları üzerine konuşurken, özellikle uyuşturucu yardım kurumunda staj yaptığım ve sonrasında çalıştığım dönemde, duyduğum özgüvenin, bırakmaya çalışan bağımlı kendim olduğunda, ihanetinin belgesi bir sırıtışla beni terketmesi. bulantı? hayır, olsa olsa burroughs'un naked lunch'ında kaybolmuş olabilirim....
Etiketler:
bağımlılık,
sigara,
uyuşturucu
6 Ağustos 2010 Cuma
LEGAL, ILLEGAL, SCHEISS EGAL

almanya'nın en saygın kamuoyu araştırma şirketlerinden tns emnid'in düzenlediği temsili bir araştırmaya göre, almanya nüfusunun yüzde 54'lük kesimi daha liberal bir uyuşturucu politikasından ve devletin esrar içenlere daha yumuşak davranmasından yana. hatta kamuoyu araştırmasına katılanların yüzde 9'luk kesimi esrarın kullanım ve satışının alkol ve tütünde olduğu gibi devlet kontrolünde ve vergilendirilerek tamamen yasallaştırılmasından yana. yalnızca yüzde 40'lık bir azınlık şu anda geçerli olan yasaların yürürlükte kalmasından ya da sertleştirilmesinden yana.
Etiketler:
almanya,
bağımlılık,
cannabis,
uyuşturucu
30 Haziran 2010 Çarşamba
"ABD SORUNUNU KENDİ İÇİNDE ÇÖZEBİLİRDİ"

raoul rigault'nun daha önce che biyografisinden bahsettiğim, harika siyasi polisiye yazarı olan paco ignacio taibo'yla söyleşisine günlük sol gazete junge welt'te rasladım. gittikçe iç savaş kalitesine ulaşan "uyuşturucu savaşı" hakkındaki görüşlerine blogda yer vereyim dedim...
meksika gittikçe güçlenen bir şiddet dalgasıyla sarsılıyor. uyuşturucu kartelleri ve devlet ölümlere aldırmadan birbirleriyle savaşıyor. kısa bir süre önce başka yazarlarla beraber yaşananların sorumluluğunun hükümette olduğunu belirten bir bildiri yayınladınız. neden?
meksika'daki bu çatışmada ölenlerin sayısı 22 bini aşıyor. insana ırak savaşı'nı anımsatan bir sayı bu. uyuşturucu tüccarı çeteler her tür şiddeti uygulayabilecek durumda: adam kaçırma, işkence ve tecavüz. hatta sokak festivali düzenlenen bir meydana el bombaları bile attılar. bu işin bir tarafı. diğer taraftaysa ülkenin kuzeyindenki büyük şehirlerin artık kuşatma altında olması ve abd sınırının bir bölümünün militarize edilmiş olması var.
hükümeti tam olarak neyle suçluyorsunuz?
polis ve askerlerin insan hakları ihlallerine dair yüzlerce rapor var. devlet başkanı felipe calderon ve ulusal eylem partisi(PAN) hükümeti, hiçbir stratejiye sahip olmadan ülkeyi ciddi bir şiddet sarmalına sürüklediler. bunun yanında yolsuzluklara bulanmış sistemin ve ordunun kendisinin de uyuştucu satıcılarıyla dolu oluşu var.
ülkenin kuzeyindeki savaşın absürt olduğunu söylemem, uyuşturucu satıcılarından yana taraf olduğum ya da onların çıkarlarını savunduğum anlamına gelmiyor. tam aksine, sorulması gereken soru, askeri gerginliğin bu sorunu çözmeye yardımcı olup olmadığı. mexico city bölgesi'nin hükümeti soruna daha farklı yaklaşıyor mesela. sadece baskı politikasına yönelmek yerine, sosyal sorunları çözmeye çalışıyor. bu sayede başkentte kuzeydeki gibi bir şiddet ve korku sarmalı oluşmadı.
abd'nin tüm bu olup bitendeki rolü nedir peki?
en büyük müşteriler orada olduğundan abd'nin oynadığı rol belirleyici. karteller tarafından meksika'da üretilen uyuşturucu büyük oranda abd'deki büyük şehirler için. yani abd uyuşturucu sorununu kendi içinde de çözebilirdi. ama tam olarak da bundan korkuyorlar zaten. bedeli ne olursa olsun bu olasılığın önüne geçmek istiyorlar. ve bu nedenle calderon'un "uyuşturucuya karşı savaş"ını desteklemek için her tür aracı seferber ediyorlar. herşey kendi sınırlarının dışında yaşandığı sürece, bu savaşın ne kadar acıya yol açtığının, kaç kişinin yaşamına mal olduğunun onlar açısından hiçbir önemi yok.
kısmen biyografik özellik taşıyan eserlerinizde pancho villa gibi devrim kahramanlarından da bahsediyorsunuz. ama sıradan insanların kültüründe bu kahramanların yerini gangster figürleri almıyor mu?
bunu iddia etmek kesinlikle abartılı olurdu. gangster kültünün alt sınıflarda yaygın bir fenomen olduğu doğru. ancak bu, bugün her türlü çılgınlığın ortaya çıktığı ve yayıldığı bir ülke olan meksika'nın yalnızca bir bölümünde söz konusu. uyuşturucu ticaretinin daha yaygın olduğu bölgelerde uyuşturucu tüccarlarının "cömert haydutlar", meksika usülü robin hood'lar olduğu yanılsamasına kapılmak kuşkusuz daha kolay. ama bu, gerçekte yalnızca uyuşturucu tüccarlarının etkilerinin ve baskılarının daha yoğun olduğu kuzeyde yaygın olan bir düşünce.
pancho villa'nın ve 1910-1917 yılları arasında yaşanan meksika devrimi'nin anısı kitlelerin bilincinde ne kadar canlı?
devrimi anma etkinliklerine ve 1810 yılındaki ispanya'dan bağımsızlığın yıl dönümlerine dair meksika'da iki farklı tavır var: bir yandan devletin gösterdiği yüzeysel ilgi, diğer yandan yazarlar arasında ve üniversitelerde ortaya çıkan kültürel bir hareket. bu hareket bugünkü meksika'nın gerçekliğini anlamak için tarihle ilgileniyor. ve söz konusu dönemi diğerlerinden ayıran, özel kılan halkın özne rolü oynamış olmasının üstünde duruyor.
Etiketler:
abd,
alıntı,
meksika,
paco ignacio taibo,
uyuşturucu
17 Mart 2010 Çarşamba
OTOBUR
cannabis dünyada en yaygın olarak kullanılan yasadışı uyuşturucu. uyuşturucu konusunda yasadışı uyuşturucular-yasal uyuşturucular ayrımı, madde bağımlılığının sosyal sonuçları haricinde hiçbir şey söylemediğinden, cannabis hakkında bir şeyler karalamaya karar verdim.

insanların cannabis hakkında bildikleri(ni sandıkları) genel olarak ikiye ayrılıyor. birincisi, anne-babaların çocuklarına, hepimizin "baba"sı olan türkiye cumhuriyeti devleti'nin topluma anlattığı versiyon: yasadışı bir uyuşturucudur, bağımlılık yapar, bir kere başlayan bir daha kendini "uyuşturucu batağı"ndan kurtaramaz, bugün esrar içen yarın kesmeyince eroine başlar. ikinci versiyonsa cannabis kullanıcılarının altkültür bilgi dağarcığının yaydığı şehir efsaneleri: kesinlikle bağımlılık yapmaz, stres atmak, rahatlamak için birebirdir, hatta kullanmak kullanmamaktan daha sağlıklıdır. iki versiyon da, gerçekle ufak tefek kesişme noktaları olsa da, çoğunlukla yanlış içerikleri topluma yaymak dışında bir işlevi yok.
cannabis, öncelikle yasal uyuşturucu-yasadışı uyuşturucu ayrımının kurbanı oluyor. ya da daha doğru ifadesiyle yasal uyuşturucular, yalnızca yasaların kullanılmalarını serbest bırakması sayesinde eleştiriden yırtıyorlar. yukarıda da belirttiğim gibi esrar dünyada en yaygın kullanılan yasadışı uyuşturucu, ancak aynı istatistiklere yasadışı olma şartını kaldırarak baktığımızda dördüncü sıraya düşüyor. ilk üç sırada yasal olan alkol, tütün ve ilaçlar var. benim de bağımlısı olduğum - dünyanın en saçma uyuşturucusu olan - tütünü bir kenara bırakıp, alkolle devam ediyorum. ağır bir (fiziksel) bağımlılığa yol açması, beyinde yol açtığı hasarların geri dönüşü olmayan nadir uyuşturuculardan olması işin maddenin kendisine özgü, tıbbi yanı. (cannabis'in beyine hasar verdiğine dair şimdilik herhangi bir kanıt bulunamadı.) işin bir de toplumsal boyutu var tabii: alkol esrara oranla çok daha yaygın ve kullanımı - neredeyse - herkesin gözünde meşru. islamcı bir çevrede falan büyümedikçe bir insanın bir oturuşta şişelerce içmenin övgüsünden azade yetişmesinin olanağı yok gibi.
cannabis, fiziksel açıdan bağımlılık yapmazken, psikolojik bağımlılığı orta düzeyde, bu açıdan alkol ya da tütünle kıyaslanabilir. ancak burada fiziksel bağımlılığın öneminin genel olarak abartıldığını söylemekte fayda var, zira fiziksel bağımlılık düzeyi çok yüksek olan eroinin bırakılmasının zorluğu dahi, kısa bir yoksunluk sürecinin ardından atlatılan fiziksel bağımlılıktan değil, psikolojik bağımlılıktan kaynaklanıyor. sanırım sigara tiryakisi olup da bırakmayı deneyenleriniz, beden temizlendikten sonra yine de sigaraya geri dönmeleri üstünden psikolojinin bağımlılıkta oynadığı rolü kavrayabilirler.
uyuşturucu yasağını bir kere delmiş olmanın verdiği rahatlama ve diğer uyuşturuculara ulaşılabilecek kaynaklara (torbacı vs.) yakınlık haricinde cannabis tüketiminin eroine başlamayı kolaylaştırdığına dair hiçbir delil yok, ki zaten genel olarak düşünülen bundan da öte "esrarkeş"lerin kaçınılmaz olarak eninde sonunda eroine başlayacakları. bu konuda kullanılan argüman, genel olarak eroin bağımlılarının cannabis kullanmış (ya da kullanıyor) olmaları. bu durumda tabii bütün eroin bağımlıları alkol kullandığından, alkolün eroine başlattığı da iddia edilebilirdi. aynı cümleyi kıyma, armut ya da karabiberle kurmayı da deneyebilirsiniz tabii. söz konusu tezin doğrulanabilmesi için cannabis bağımlılarının hepsinin zamanla eroine başlaması gerekirdi, tersi tek başına fazla bir şey ifade etmiyor.
ancak cannabisin yaygın olarak kullanıldığı çevrelerde sıkça anlatılan hikayeler de gerçekten uzak. bir insan pekala cannabis kullanımı dolayısıyla günlük hayatını düzenleyememeye başlayabilir. bunun yanında düzenli kullanımın kronik depresyonların ve şizofreninin ortaya çıkma ihtimalini arttırdığı kanıtlandı ve cannabis'in dumanı tütününkinden daha kanserojen olduğu biliniyor.
sonuçta cannabis kesinlikle alkolden daha kötü bir madde değil, ancak düzenli kullanmanız durumunda başınızın yasalarla derde girme ihtimali daha yüksek tabii. yasadışı-yasal ayrımının bir kenara bırakılarak, ikisinin de uyuşturucu olarak değerlendirilmesi gerekiyor. bu durumda tütün de hesaba katılınca, türkiye'de ya da dünyada uyuşturucu kullanan insanların büyük bir çoğunluk oluşturduğunu söyleyebiliriz, ki bu da yeni bir durum değil, insanlık varolmaya başladığından bu yana şu ya da bu şekilde uyuşturucu kullanıyor. önemli olan kullanılan maddenin kendisinden çok insanların o maddeyle ve bağımlılıkla kurdukları ilişki.
uyuşturucu bağımlılarıyla çalıştığım sürede (torbacılık yapmıyorum, bir danışma-yardım merkezinde çalışıyorum.) yılda bir kere eroin kullananlardan, uyuşturucuyu bıraktıktan sonra kumar bağımlısı olanlara kadar binbir çeşit insan gördüm. hatta "yeni dünya"daki yerli halkların özel günlerde içtiği tütünden geberene kadar içtiğimiz bir bağımlılık maddesi yaratmayı başardık. ne yasal uyuşturucuları kullanıp kendini yasadışı uyuşturucuları kullananlardan daha iyi bir durumda zannetmenin bir anlamı var, ne de her tür uyuşturucuyu lanetlemenin. yılda bir kere alınan eroin her gün devrilene kadar içilen rakıdan daha iyidir, akşam yemeğinden sonra türk kahvesinin (dikkat kahve de bağımlılık yapar!) yanında içilen sigaradan da kimseye bir şeycikler olmaz. mesele bağımlı değil, özgür olmakta!

insanların cannabis hakkında bildikleri(ni sandıkları) genel olarak ikiye ayrılıyor. birincisi, anne-babaların çocuklarına, hepimizin "baba"sı olan türkiye cumhuriyeti devleti'nin topluma anlattığı versiyon: yasadışı bir uyuşturucudur, bağımlılık yapar, bir kere başlayan bir daha kendini "uyuşturucu batağı"ndan kurtaramaz, bugün esrar içen yarın kesmeyince eroine başlar. ikinci versiyonsa cannabis kullanıcılarının altkültür bilgi dağarcığının yaydığı şehir efsaneleri: kesinlikle bağımlılık yapmaz, stres atmak, rahatlamak için birebirdir, hatta kullanmak kullanmamaktan daha sağlıklıdır. iki versiyon da, gerçekle ufak tefek kesişme noktaları olsa da, çoğunlukla yanlış içerikleri topluma yaymak dışında bir işlevi yok.
cannabis, öncelikle yasal uyuşturucu-yasadışı uyuşturucu ayrımının kurbanı oluyor. ya da daha doğru ifadesiyle yasal uyuşturucular, yalnızca yasaların kullanılmalarını serbest bırakması sayesinde eleştiriden yırtıyorlar. yukarıda da belirttiğim gibi esrar dünyada en yaygın kullanılan yasadışı uyuşturucu, ancak aynı istatistiklere yasadışı olma şartını kaldırarak baktığımızda dördüncü sıraya düşüyor. ilk üç sırada yasal olan alkol, tütün ve ilaçlar var. benim de bağımlısı olduğum - dünyanın en saçma uyuşturucusu olan - tütünü bir kenara bırakıp, alkolle devam ediyorum. ağır bir (fiziksel) bağımlılığa yol açması, beyinde yol açtığı hasarların geri dönüşü olmayan nadir uyuşturuculardan olması işin maddenin kendisine özgü, tıbbi yanı. (cannabis'in beyine hasar verdiğine dair şimdilik herhangi bir kanıt bulunamadı.) işin bir de toplumsal boyutu var tabii: alkol esrara oranla çok daha yaygın ve kullanımı - neredeyse - herkesin gözünde meşru. islamcı bir çevrede falan büyümedikçe bir insanın bir oturuşta şişelerce içmenin övgüsünden azade yetişmesinin olanağı yok gibi.cannabis, fiziksel açıdan bağımlılık yapmazken, psikolojik bağımlılığı orta düzeyde, bu açıdan alkol ya da tütünle kıyaslanabilir. ancak burada fiziksel bağımlılığın öneminin genel olarak abartıldığını söylemekte fayda var, zira fiziksel bağımlılık düzeyi çok yüksek olan eroinin bırakılmasının zorluğu dahi, kısa bir yoksunluk sürecinin ardından atlatılan fiziksel bağımlılıktan değil, psikolojik bağımlılıktan kaynaklanıyor. sanırım sigara tiryakisi olup da bırakmayı deneyenleriniz, beden temizlendikten sonra yine de sigaraya geri dönmeleri üstünden psikolojinin bağımlılıkta oynadığı rolü kavrayabilirler.
uyuşturucu yasağını bir kere delmiş olmanın verdiği rahatlama ve diğer uyuşturuculara ulaşılabilecek kaynaklara (torbacı vs.) yakınlık haricinde cannabis tüketiminin eroine başlamayı kolaylaştırdığına dair hiçbir delil yok, ki zaten genel olarak düşünülen bundan da öte "esrarkeş"lerin kaçınılmaz olarak eninde sonunda eroine başlayacakları. bu konuda kullanılan argüman, genel olarak eroin bağımlılarının cannabis kullanmış (ya da kullanıyor) olmaları. bu durumda tabii bütün eroin bağımlıları alkol kullandığından, alkolün eroine başlattığı da iddia edilebilirdi. aynı cümleyi kıyma, armut ya da karabiberle kurmayı da deneyebilirsiniz tabii. söz konusu tezin doğrulanabilmesi için cannabis bağımlılarının hepsinin zamanla eroine başlaması gerekirdi, tersi tek başına fazla bir şey ifade etmiyor.ancak cannabisin yaygın olarak kullanıldığı çevrelerde sıkça anlatılan hikayeler de gerçekten uzak. bir insan pekala cannabis kullanımı dolayısıyla günlük hayatını düzenleyememeye başlayabilir. bunun yanında düzenli kullanımın kronik depresyonların ve şizofreninin ortaya çıkma ihtimalini arttırdığı kanıtlandı ve cannabis'in dumanı tütününkinden daha kanserojen olduğu biliniyor.
sonuçta cannabis kesinlikle alkolden daha kötü bir madde değil, ancak düzenli kullanmanız durumunda başınızın yasalarla derde girme ihtimali daha yüksek tabii. yasadışı-yasal ayrımının bir kenara bırakılarak, ikisinin de uyuşturucu olarak değerlendirilmesi gerekiyor. bu durumda tütün de hesaba katılınca, türkiye'de ya da dünyada uyuşturucu kullanan insanların büyük bir çoğunluk oluşturduğunu söyleyebiliriz, ki bu da yeni bir durum değil, insanlık varolmaya başladığından bu yana şu ya da bu şekilde uyuşturucu kullanıyor. önemli olan kullanılan maddenin kendisinden çok insanların o maddeyle ve bağımlılıkla kurdukları ilişki.
uyuşturucu bağımlılarıyla çalıştığım sürede (torbacılık yapmıyorum, bir danışma-yardım merkezinde çalışıyorum.) yılda bir kere eroin kullananlardan, uyuşturucuyu bıraktıktan sonra kumar bağımlısı olanlara kadar binbir çeşit insan gördüm. hatta "yeni dünya"daki yerli halkların özel günlerde içtiği tütünden geberene kadar içtiğimiz bir bağımlılık maddesi yaratmayı başardık. ne yasal uyuşturucuları kullanıp kendini yasadışı uyuşturucuları kullananlardan daha iyi bir durumda zannetmenin bir anlamı var, ne de her tür uyuşturucuyu lanetlemenin. yılda bir kere alınan eroin her gün devrilene kadar içilen rakıdan daha iyidir, akşam yemeğinden sonra türk kahvesinin (dikkat kahve de bağımlılık yapar!) yanında içilen sigaradan da kimseye bir şeycikler olmaz. mesele bağımlı değil, özgür olmakta!
Etiketler:
alkol,
bağımlılık,
cannabis,
uyuşturucu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


