iktidar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iktidar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2010 Cuma

KISA KISA - TWIT'İNE BANDIM!


twitter'a, her şeyi kısa ifade etmek zorunda bıraktığı için hep gıcık olmuşumdur. hayatın "mcdonald's"laştırılmasında önemli bir duraktır. "ne söyleyeceksen üç kelimede söyle, 'içerik'le falan germe bizi"dir twitter. ama "kediyi öldüren merak" misali "dur bir bakalım nasılmış?" diyerek twitter'a da adım attım. www.twitter.com/outlawish'ten bana ulaşabilirisiniz... iyice "oportünist solcu" gibi olduk artık... twitter'ı içeriden değiştireceğiz...

twitter'a girdiğimden beri nazlı ılıcak'ın bünyemde yarattığı katlanılmaz mide bulantısını kendisine aktarasım var. ama bu kadar yoğun bir duyguyu kelimelere dökebilecek kadar iyi kullanabiliyor olsaydım, twitter'da mesaj yazacağıma roman yazardım. hem de öyle böyle bir roman değil, ikinci bir gabriel garcia marquez gümbür gümbür gelirdi. anlayın artık mide bulantımın büyüklüğünü...

nazlı ılıcak midemi bulandırıyor, ama asla nefret etmiyorum kendisinden. nefretimi nazlı ılıcak'ı demokrat, deniz gezmiş'i katil ilan edenlere, üstüne bir de utanmadan herkese "nasıl bir sol" dersleri vermeye kalkanlara saklıyorum. "liberal-sol" nitelendirmesi bile meşru değil bu adamlar için, aydınlıkçılar ne kadar "solcu"ysa, bu tayda da o kadar "liberal"...

herkes wikileaks yazıyor, konuşuyor. bir ben aval aval bakıyorum. ve inatla reddediyorum daha anlamadığım, çözümlemediğim bir konu hakkında kesin bir kanaata sahip olmayı. ama tek başına wikileaks'in değilse de, ama genel anlamda internetin iktidarın yeniden dizayn olmasına, yeniden yapılanmasına yol açtığını / yol açacağını düşünüyorum. internet - kitlesel bir iletişim aracı olarak - ilk ortaya çıktığında, bu "iletişim devrimi"yle her şeyin köküne kadar dönüşerek demokratlaşacağını öngörenlerin yaptığı hata wikileaks hakkındaki tartışmalarda - daha çekingence de olsa - yineleniyor. wikileaks'in varlığının bilginin iktidarını ortadan kaldıracağını düşünenlerin, bir kez olsun wikileaks'te yayınlanan herhangi bir belgeye doğrudan bakmamış olması manidar. bilgiyi iletme, dolayısıyla yorumlama tekeli de bir bilgi iktidarıdır.

cornelius castoriadis'in "entellektüeller ve tarih" adlı makalesini pdf olarak buradan okuyabilir, indirebilirsiniz. ilginçtir, hoştur, okumanızı tavsiye ederim. (çevirisi nasıl bilmiyorum.)

4 Kasım 2010 Perşembe

AÇIYORUM, KAPIYORUM, BEN BU İŞİ ÇOK SEVİYORUM!


anaakım medyanın siyasi iktidarın sansürüne tabi olduğu durumlarda internetin alternatif bir haberleşme aracı olarak ne kadar işe yarayabildiği iran'da ahmedinejad'ın bir dönem daha iktidarda kalmasıyla sonuçlanan seçimlerin ardından doğan eylem dalgasında ortaya çıkmıştı. insanlar; bloglar, twitter ya da youtube üstünden anaakım medyada yayınlanmayan ve asla da yayınlanmayacak olan resimleri, videoları, yazıları birbirleriyle paylaşıyor, bir nevi anaakım medyanın kontrolündekinin yanında bir "paralel kamuoyu" yaratıyorlardı.

dar anlamıyla siyasi iktidarın doğrudan bir sansürü olmadığı koşullarda dahi sokaktaki sıradan insanın değil, bağlı bulunduğu sermaye grubunun çıkarlarını temsil eden medya kuruluşlarının, yaşadıkları ülkenin, dünyanın işleyişiyle gerçekten derdi olan insanların görüşlerini, yaptıklarını "tarafsız" bir şekilde yayınlamalarını beklemek saflık olur. bu noktadan hareketle görece demokratik bir işleyişi olan internetin pek çok ülkede sansür ve yasaklara tabi olması anlaşılabilir.

televizyonlarda konuşan, yazıları gazetelerde basılan "ünlü"lerin bloglara, ekşi sözlük'e vs. karşı duydukları nefret, işin sadece (en dar anlamıyla) siyasi düzenin muhafaza edilmesiyle ilgili olmadığını ortaya koyuyor bence. (sosyolojideki adıyla) "milieu"lerin kendi ayrıcalıklarını, söz söyleme iktidarlarını savunmak istemeleri söz konusu. engin ardıç yazsın, sen-ben yaz(a)mayalım, okan bayülgen konuşsun, biz susalım!

youtube yine yasak! "atatürk'e hakaret" sorununun çözülmesinin hemen ardından "deniz baykal'ın götünü kurtarma" operasyonu geldi, açılan youtube yine kapandı. (bu cümledeki "göt" sözlük anlamında, zira derdimiz deniz baykal'ın götünün gözükmemesi!) söz söyleme tekelini elinde bulunduranların, bu tekelin delinmesine, hatta delinmesi ihtimalinin ufukta belirmesine bile katlanamadıkları ortada. yasakçı zihniyetin derdi, ne "atatürk'e hakaret", ne de "deniz baykal'ın götü"... esas mesele, bugüne kadar söz söyleme tekelini elinde bulunduranlarla hangi sözlerin söylenebileceğini belirleme tekelini elinde bulunduranların tekellerine dokundurmamak istememesi...

youtube yasağı hakkında düşünerek bir şeyler anlaşılmasına anlaşılabilir de, anlayabildiğim(iz) "bazı şeyler". "her şey"i anlamak namümkün! zira bir şeyi rasyonel bir değerlendirme sonucunda anlayabileceğinizi iddia ettiğinizde, o şeyin rasyonel olması gerektiğini söylemiş olursunuz aynı zamanda.

bu yasağı anlamak için ciltlerce kitap okumanıza, sosyolog, siyaset bilimci falan olmanıza gerek yok. ihtiyacınız olan teorik birikimi "aç kapa, aç kapa, artema!" reklamında bulabilirsiniz! karşımızdaki "ben iktidarım, istediğimi yaparım"ın ifadesidir ve iktidarın güç gösterisi rasyonel davranarak değil, bilakis iktidar sahiplerinin keyfiyeti insanların gözüne sokularak yapılır...


Aç Kapa Artema Reklam
Hochgeladen von Fikirbenim. - Sieh vorgestellte Filme und komplette TV Shows an.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...