internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Haziran 2011 Cuma
KINO.TO
kino.to, inanılmaz geniş bir film, dizi ve belgesel arşivine sahip bir siteydi. benzeri stream sitelerinin çok ötesinde bir popülerliğe ulaşarak, günde yaklaşık dört buçuk milyon tekil ziyaretçiyle almanca konuşulan ülkelerde en çok tıklanan sitelerden (almanya'da en çok ziyaret edilen elli siteden) biriydi. kullanıcıların çokluğu sayesinde, ücret ödemeden film(, dizi ve belgesel) izlemeyi meşrulaştırıcı bir etkisi olan kino.to, kamuoyunda telif hakkı tartışmasını değişik bir boyuta taşımıştı. 8 haziran çarşamba günü site polis tarafından kapatıldı.
almanya, ispanya, fransa ve hollanda'da eşzamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarla 13 kişi tutuklandı, bir kişiyse hala aranıyor. dresden savcılığı, tutuklananlar hakkında "yasadışı suç örgütü kurmaktan" dava açmış durumda ve iddianamede bir milyondan fazla telif hakkı kanununa muhalefet suçlaması yeralıyor. haklarında dava açılan 21 kişinin suçlu bulunması durumunda alacakları ceza beş yıldan başlıyor, bunun yanında milyonlarca euro tazminat cezası da kesin gibi.
kino.to operasyonunu tetikleyen, arkasında (gayrıresmi olarak) sinema endüstrisinin devleri olan "sivil toplum kuruluşu" gvu ("telif hakkına muhalefeti takip derneği"), sitenin ziyaretçilerini de kriminalize etmek için elinden ardına koymasa da, internette stream olarak sunulan bir filmi izlemenin suç oluştutup oluşturmadığına dair kesin bir hüküm almanya'da şimdilik mevcut değil. avusturya'daysa mahkemeler suç oluşturmadığına karar verdi. isviçre'de izlemenin yanında, internetten film vb. dosyalar indirmek de suç değil.
böylece, para ödeyerek film izleme olanağı olmayan milyonlarca insanın eğlencesi elinden alındı. devletlerin, hukuklarının ve polislerinin işlevinin, toplumun genelinin iyiliğini değil, dev şirketlerin kar oranlarını korumak adına "düzeni sağlamak" olduğu bir kez daha gözler önüne serildi.
28 Aralık 2010 Salı
OKUYUN, OKUTUN!
okuduğum bloglar arasından bir potpuri yapıp tanıtmak, tavsiye etmek ne zamandır aklımdaydı. ama şimdiye kadar adını anmadıklarım bozulacak korkusundan (artık ne kadar gerçekçidir bu korku, ne kadar paranoyakçadır, siz karar verin.) elim gitmedi. artık bu korkuyla yüzleşmenin vaktidir diyor ve şimdi yazıyorum...
"önsöz"e bir-iki ufak açıklayıcı ek: zaten çok okunan, benim buradan tavsiye etmemin hiçbir şey değiştirmeyeceği blogları atlıyorum, biraz daha kıyıda köşede kalmış olanlar lehine pozitif ayrımcılık yapıyorum, haberiniz ola. bunun yanında bir de spor (siz bunu "futbol" diye de okuyabilirsiniz tabii) bloglarını parantezin dışına atıyorum.
özel detaylar müzesi: panmonroe'nun tavsiyesi sayesinde tanıştığım "özel detaylar müzesi" kesinlikle ilgi çekici. özellikle "çingene" adlı hikayeyi okumanızı tavsiye ederim. "dönmedim, yıldım ve teslim oldum, savruldum" diyen onur'a elimizden geldiğince "omuz verelim"; verelim ki, güneşli pazartesiler'in siyam ikizleri, ikizliklerini, birbirlerine yapışıklıklarını unuttuklarından düşmüş tüm insanlar omuz omuza yeniden ayağa kalkabilsin. içine düştüğümüz kuyudan çıkalım ve gökyüzünün tamamını görüp, yeniden hayal kurabilir olalım...
yıkım'a giden adam: belki "klasik futbol"dan tanıdığınız kaan kavuşan, isimsiz düşünceler'le başlayıp ardını getirmediği "madem sadece futboldan anlayan futboldan da anlamaz, futbolu başka konularla harmanlayayım o zaman" projesini "yıkım'a giden adam"da yeniden canlandırıyor. keyifle okunan bir blog, bir kahvesini içmek üzere uğrayın, tadından hoşnut kalırsanız yatıya da kalırsınız...
kiya hoca: kiya hoca iftiharla sunar! iyi yazdığı kadar iyi adamdır da. bu durumda kendisiyle iftihar etmek de, burnu havadalık değil, kendini bilmektir. başka hiçbir şeyle değil, ama bu hayatta asla siz olamayıp, hep sen kalmakla iftihar etmeli insan. siz olamayıp, sen kalanlar, haydi hep beraber kiya hoca okumaya...
sapere aude: benim üç senede öğrenebileceğim her şeyi öğrendikten sonra arka kapısından terkettiğim istanbul sbf'de doktora öğrencisi olan süha karadeniz, blog macerasına yeni adım atmış. ama merak etmeyin, nicelik açığını nitelik kesinlikle örtüyor. ve - belki de en önemlisi - "her şeyi bilmek" yerine soru soruyor süha karadeniz...
evrensel blok: spor blogu önermeyeceğim demiştim, ama kendini "ırkçılığa, sansüre, endüstriyelleşmeye, ötekileştirmeye karşı futbol bloku" olarak tanıtan "evrensel blok" istisna, zira futbol haricinde her konuda yazdılar şimdilik. çok da iyi yaptılar. keşke daha sık güncellense dedirtenlerden...
netzwerk für kritik der gegenwart: dream white, kavramlarla, düşüncelerle, sorular ve cevaplarla ağzınıza bir tutam felsefe çalıyor...
askerler anlatıyor: aslında uzun zaman önce tavsiye edecektim, ancak benden önce yıldıray oğur tavsiye etti. zaten blog da zamanla benden çok yıldıray oğur'un tavsiye edeceği bir hal aldı. blogu tanıtmak için şöyle demişler: "bu sitenin çıkış noktası umut. bu ülkeye barış gelecekse herkesin ama herkesin emek vermesi gerektiğine inanıyoruz. farklı seslere kulak vermenin, paylaşmanın ve konuşmanın vicdanları dirilteceğini umuyoruz. yaşadıklarımızı paylaştıkça beylik ezberler yerini gerçek insanların yaşadığı gerçek sorunların tartışılmasına bırakacak.asker olarak doğulmuyor, bizlere nasıl asker olunduğunu anlatmanızı bekliyoruz." bir nevi nadire mater'in "mehmet'in kitabı"nda yaptığını her "asker"in kendi başına yapması üstüne kurulmuş "askerler anlatıyor". ne yazık ki, eklenen yazılar gittikçe "ben mühendisim, bana patates soydurdular" minvalinde askerlik kurumunun, militarizmin kendisinden çok bu orduyu sorgular, sonu "alavere dalavere, kürt mehmet nöbete"ye çıkacak bir yola girip, "askerler anlatıyor"u bir küçük burjuva ağlama duvarına benzetse de, blog bu haliyle de kesinlikle okunmaya değer.
mollotof - "üzgün olma, kızgın ol": at last, but not at least... mustafa konur'u mutlaka okuyun. kesinlikle şimdiye kadar denk geldiğim en güzel blog. ne yazık ki çok nadir yenilense de, mustafa konur'un birkaç ayda bir yazması, benim koca koca defterleri karalamalarla doldurmama yeğdir. hatta üstünde baskı kurun, daha sık yazsın, daha sık yenilesin "mollotof"u.
bunlar bir çırpıda aklıma gelenler; okuduğum, sevdiğim bloglardan unuttuklarım mutlaka olmuştur, affola...
Etiketler:
blog hakkında,
internet,
yazmak
24 Aralık 2010 Cuma
DOKUNANI YAKIYOR
bir internet sitesinin ne kadar tıklandığını belirleyen birçok faktör var, ama bazı siteler "doğuştan şanslı". mümkün olduğunca kısa, akılda kalan ve ilgi çeken bir adrese sahip olmak siteyi tanımayan insanların da ister istemez uğramasını sağlıyor. hoş, "madem bunları biliyordun da gueneslipazartesiler.blogspot.com'dan daha iyi bir adres bulamadın mı?" diye soracak olursanız diyecek lafım yok. ama konumuz da zaten "los lunes al sol" değil, "doğuştan şanslı" domainlerden biri: sex.com...
1994 yılında domain satan network solutions adlı firma sex.com'u aynı zamanda partner bulma sitesi match.com'un da kurucusu olan gary kremen'e satıyor. ve böylece sex.com'un hayat hikayesi başlıyor. kremen sex.com'u aktif hale getirerek bir internet efsanesi mi yaratmak istemişti, yoksa amacı domain'i kar ederek başkasına mı satmaktı anlaşılamadan, bir yıl sonra, 1995'te stephen cohen adında bir dolandırıcı, sahte belgeler düzenleyerek domain'i kendi üzerine geçirmeyi başarıyor. gary kremen mahkemeye başvursa da, dava, bürokrasi bir tek türkiye'de var sananların ağzını açık bırakacak bir şekilde 2000 yılından önce sonuçlanmıyor.
mahkemenin sürdüğü beş yıl boyunca siteyi işleten cohen, günde ortalama 25 milyon ziyaretçi çekerek kesesini dolduruyor. mahkeme stephen cohen'i devlete 25 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum ederken, domain'e sahip olmadığı süredeki kayıplarının karşılanması talebiyle itiraz eden gary kremen davanın sonunun 2001 yılına kadar sarkmasına yol açıyor. sonuçta mahkeme california eyaleti'nin kremen'e 40 milyon dolar tazminat ödemesini kararlaştırıyor. bu arada 25 milyon dolarlık tazminatı ödeyemeyerek iflas eden stephen cohen meksika'ya kaçıyor.
2006 yılında sex.com yeniden el değiştiriyor: gary kremen, domain'i 14 milyon dolara escom şirketine satıyor. ancak sex.com yeni sahibine de şans getirmiyor. nakit sıkıntısı escom, sex.com'u almak için üç farklı şirkete borçlanıyor. ve başka işleri nedeniyle iyice darboğaza giren şirket, 2010 yılında sex.com'u satışa çıkarmak zorunda kalıyor. 14 milyon dolara aldığı domain'i ancak 13 milyona satabilen escom için bu son darbe oluyor ve şirket iflasını açıklıyor.
pornografik içerikli sayfaların internetin yüzde 37'sini oluşturduğu, bu sayfalar üstünden milyarlarca doların kazanıldığı bir ortamda, belki de aktif kullanılmayan domainler arasında en değerli olanı sex.com dokunanı yakıyor.
demek ki neymiş? sex.com'la batılıp, belki bir ihtimal gueneslipazartesiler'le çıkılabilirmiş... ne demişler: umut fakirin ekmeği...
4 Kasım 2010 Perşembe
AÇIYORUM, KAPIYORUM, BEN BU İŞİ ÇOK SEVİYORUM!

anaakım medyanın siyasi iktidarın sansürüne tabi olduğu durumlarda internetin alternatif bir haberleşme aracı olarak ne kadar işe yarayabildiği iran'da ahmedinejad'ın bir dönem daha iktidarda kalmasıyla sonuçlanan seçimlerin ardından doğan eylem dalgasında ortaya çıkmıştı. insanlar; bloglar, twitter ya da youtube üstünden anaakım medyada yayınlanmayan ve asla da yayınlanmayacak olan resimleri, videoları, yazıları birbirleriyle paylaşıyor, bir nevi anaakım medyanın kontrolündekinin yanında bir "paralel kamuoyu" yaratıyorlardı.
dar anlamıyla siyasi iktidarın doğrudan bir sansürü olmadığı koşullarda dahi sokaktaki sıradan insanın değil, bağlı bulunduğu sermaye grubunun çıkarlarını temsil eden medya kuruluşlarının, yaşadıkları ülkenin, dünyanın işleyişiyle gerçekten derdi olan insanların görüşlerini, yaptıklarını "tarafsız" bir şekilde yayınlamalarını beklemek saflık olur. bu noktadan hareketle görece demokratik bir işleyişi olan internetin pek çok ülkede sansür ve yasaklara tabi olması anlaşılabilir.
televizyonlarda konuşan, yazıları gazetelerde basılan "ünlü"lerin bloglara, ekşi sözlük'e vs. karşı duydukları nefret, işin sadece (en dar anlamıyla) siyasi düzenin muhafaza edilmesiyle ilgili olmadığını ortaya koyuyor bence. (sosyolojideki adıyla) "milieu"lerin kendi ayrıcalıklarını, söz söyleme iktidarlarını savunmak istemeleri söz konusu. engin ardıç yazsın, sen-ben yaz(a)mayalım, okan bayülgen konuşsun, biz susalım!
youtube yine yasak! "atatürk'e hakaret" sorununun çözülmesinin hemen ardından "deniz baykal'ın götünü kurtarma" operasyonu geldi, açılan youtube yine kapandı. (bu cümledeki "göt" sözlük anlamında, zira derdimiz deniz baykal'ın götünün gözükmemesi!) söz söyleme tekelini elinde bulunduranların, bu tekelin delinmesine, hatta delinmesi ihtimalinin ufukta belirmesine bile katlanamadıkları ortada. yasakçı zihniyetin derdi, ne "atatürk'e hakaret", ne de "deniz baykal'ın götü"... esas mesele, bugüne kadar söz söyleme tekelini elinde bulunduranlarla hangi sözlerin söylenebileceğini belirleme tekelini elinde bulunduranların tekellerine dokundurmamak istememesi...
youtube yasağı hakkında düşünerek bir şeyler anlaşılmasına anlaşılabilir de, anlayabildiğim(iz) "bazı şeyler". "her şey"i anlamak namümkün! zira bir şeyi rasyonel bir değerlendirme sonucunda anlayabileceğinizi iddia ettiğinizde, o şeyin rasyonel olması gerektiğini söylemiş olursunuz aynı zamanda.
bu yasağı anlamak için ciltlerce kitap okumanıza, sosyolog, siyaset bilimci falan olmanıza gerek yok. ihtiyacınız olan teorik birikimi "aç kapa, aç kapa, artema!" reklamında bulabilirsiniz! karşımızdaki "ben iktidarım, istediğimi yaparım"ın ifadesidir ve iktidarın güç gösterisi rasyonel davranarak değil, bilakis iktidar sahiplerinin keyfiyeti insanların gözüne sokularak yapılır...
Aç Kapa Artema Reklam
Hochgeladen von Fikirbenim. - Sieh vorgestellte Filme und komplette TV Shows an.
24 Haziran 2010 Perşembe
İNTERNET=PORNO?

optenet, dört milyonu aşkın web sayfasını kapsayan bir araştırmanın ardından pornografik içerikli olanların toplam sayfaların yüzde 37'sini oluşturduğunu açıkladı. bu aynı zamanda 2010 yılının ilk çeyreğinde, porno sitelerinin sayısında yüzde 17'lik bir artış anlamına geliyor.
buna karşılık GTA 4, world of warcraft, final fantasy gibi online role playing oyunlarıyla ilgili sayfalar 2010'un ilk üç ayında yüzde 212'lik bir artış göstermiş. aynı hızla yayılmaya devam ederse pornografik içerikli sayfaları sollayabilecek durumda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


