30 Mayıs 2011 Pazartesi

A.C.A.B. - XXXV


resim atina'nın "anarşist mahalle"si exarchia'dan...

26 Mayıs 2011 Perşembe

"YENİ"Yİ EZBERLEMEK


"ezber bozmak"... geçtiğimiz seçim döneminde "solun ortak adayı" baskın oran'ın (ki ortak adaylığı gerçekten de tırnak içinde kalmıştı) akılda kalan tek sözüydü. seçim çalışmalarının siyasi propaganda değil, reklamcılık teknikleriyle yapıldığı günümüzde, siyasetin içeriğine dair müdahaleler de ciddi tartışmalar değil, akılda kalıcı ve kısa, kısacası vurucu sloganlar üstünden yapıldığından "ezber bozmak" baskın oran "marka"sının potansiyel tüketicisine kollarını açarken fısıldadığı (reklam kadar sahici) sevgi sözcükleriydi.

baskın oran'la beraber "ezber bozmak" solun ve liberallerin önemli bir kısmının diline dolandı. iyi bir çocuk olursanız "ezber bozanlar"ı belki siz de birgün görebilirsiniz. (şirinler'i komünist olduğunu sanma hastalığının tedavisini bulana nobel vereceklermiş...) ve beklenen oldu; "biz"e yabancı olanların gözlerinin faltaşı gibi açılmasına yolaçacak bir fenomen, ne eksen hıyar filizlenen siyaset tarlamızda yetişti: "moron"larımızın nurtopu gibi bir oksimoronu oldu. "ezber bozma"yı ezberlediler.

hoş, "ezber bozma" söylemi, türkiye solunda baskın oran'ın icadı değil, aynı söylemden ödp de yıllarca ekmek yemiş, baskın oran seçmenine (sınıfsal ve kültürel açıdan) benzer bir kitleyle buluşmuştu. ama şimdi o kadar gerilere gidip dünya tarihinin kendi doğumuyla, solunkininse solcu olduğu günle başladığını sanan bir güruhun kafasını karıştırmayalım.

"ezberleyen" bir insan eleştirel düşünemez. kendi(ne ait olduğunu sandığı, aslında başkalarından ödünç aldığı) düşüncelerini de yalnızca bozuk plak gibi tekrarlayacağından gerçekten (ve içten) tartışamaz. işin kötüsü düşünmek yerine ezberlediği "düşünce"lerine - gözünün kenarıyla olsun - eleştirel bir bakış atamayacağından haksız olma olasılığına yer yoktur beyninde. "biraz haklı, biraz haksız" olacak kadar mesafe kazanamaz ödünç aldığı "düşünce"lere karşı, dolayısıyla dönüşmeyi bilmez. yeni bir söylem daha iyi bir ambalajla karşısına çıkıp da savrulana kadar aynı kalır.

ezberlemek, muhafazakarlığın alamet-i farikasıdır. ve muhafazakarlık - "biz"de kimse kendine konduramasa da - sağcı ya da solcu olmakla doğrudan alakalı değildir. muhafazakarlık, bu anlamıyla içerikten çok yöntemle alakalıdır. ilacı, ezberlediğini değil, ezberlemeyi unutmaktır. "yeni", her zaman "eski"den iyidir diye bir şey yoktur. "yeni"yi ezberlediğinizde o da "eski" olacaktır en nihayetinde. hem hoca çalışmadığınız yerden sorarsa, "eski"yi "yeni" sanarsınız, yüzlerce yıllık düşünceleri "ezber bozan yenilik" diye çok kakalarlar, bakakalırsınız...

24 Mayıs 2011 Salı

BEN YAZANA KADAR



gün gelecek elbet mahallemi anlatacak sözleri de bulacağım, ama o zamana kadar bu görüntülerle yetinin. free running ve parkour grubu vibramove'dan estetik hareketler (sakın evde denemeyin) ve arkaplanda gostenhof...

21 Mayıs 2011 Cumartesi

"BU, BİR DEVRİMİN DAHA YALNIZCA BAŞLANGICI."

almanya'da günlük yayınlanan "die tageszeitung"da plaza puerta del sol'daki işgalcilerden biriyle kampın nasıl örgütlendiğine ve eylemin amacına dair bir röportaj yer aldı, ilginizi çekebileceğini düşünerek türkçe'ye çevirdim...




madrid'deki kampı kim örgütledi?

kamp, spontan bir eylem. fikir, pazar günkü büyük yürüyüşten sonra ortaya çıktı. yaklaşık yüz kişi eve gitmek yerine meydanı işgal ettiler. şimdi artık ispanya çapında büyük bir destek görüyoruz. büyük şehirlerin çoğunda bizimkine benzer kamplar oluştu.

binlerce insan salıyı çarşambaya bağlayan geceyi bu meydanda geçirdi. burada, şehrin göbeğinde birlikte yaşamınızı nasıl örgütlüyorsunuz?

çeşitli komisyonlar kurduk. yeni eylemler planlayan ve bunlar hakkında tartışan bir grup, meydanın temizliğinden sorumlu bir grup, bir diğeri altyapıdan sorumlu, yani brandaların, yatakların, sandalyelerin vs. bulunmasıyla ilgileniyor. bunların yanında sözcüler, mutfak grubu ve hukuki meselelerle ilgilenen bir avukatlar grubu var.

kulağa kapsamlı bir organizasyon gibi geliyor.

hala bir sağlık grubuna ihtiyacımız var, ama gün içinde bu alanda da tecrübesi olan insanların da bir grup kurmak için başvuracağını umuyoruz.

birçok yayın organı kahire'deki tahrir meydanı'yla aranızdaki paralellikleri vurguluyor. mısır devrimi kampa örnek oldu mu?

her şey bir şekilde birbiriyle bağlantılı. bu entellektüel bir devrim. kuzey afrika'da bize örnek olanlara burada da yaraşır olmaya çalışıyoruz. burada avrupa'da da bir dönüşüme ihtiyacımız var. kampımızla avrupa'daki insanlara bunu anlatmaya çalışıyoruz.

mısır'da hedef bir diktatörün devrilmesiydi; buna karşın ispanya'da demokratik sistemin içinde talepler söz konusu, değil mi?

iki protesto da, varolan koşullardan büyük ve yaygın bir hoşnutsuzluğa dayanıyor ve toplumun desteğine sahip. bu açıdan durum hem bizim açımızdan, hem de mısır'daki insanlar açısından aynı.

peki, pazar günkü belediye ve eyalet seçimlerinden sonra ne olacak?

ona önümüzdeki günlerde yapacağımız toplantılarda karar vereceğiz. bu, bir devrimin daha yalnızca başlangıcı.

bir devrimin?

evet, bir devrimin: toplumu kontrol altına alaraj felç eden bu agresif iki parti sisteminin sonlanmasını istiyoruz. düşünsel anlamda gerçek bir çok renklilik istiyoruz.

20 Mayıs 2011 Cuma

PLAZA DE TAHRİR


ispanya'da bir şeyler oluyor. çoğunluğu genç onbinlerce insan hükümetin kriz politikasına, finans piyasalarının siyasal ve ekonomik hayatın kalbi haline gelmesine karşı sokaklara dökülüyor. 15 mayıs'ta yaklaşık 60 şehirde 150 bine yakın insanın devletin - kriz nedeniyle - sosyal harcamalarda gittiği kısıntılara karşı yürümesinden bu yana ispanya gittikçe daha çok hareketleniyor. devlet, yürüyüşleri yasaklayarak gelişmelerin önüne geçmeye çalışsa da pek çok şehirde insanlar eylemleri sürdürüyor: barcelona, valencia, bilbao, santiago de compostela, granada, sevilla, gijon, oviedo, almeria ve tabii madrid...

madrid'deki plaza puerta del sol ("güneş kapısı meydanı") ispanya'nın tahrir meydanı olma yolunda ilerliyor. pazartesi günkü yürüyüşün ardından birkaç yüz kişi tarafından işgal edilen meydan polis tarafından saldırıya uğramış ve boşaltılmıştı. ancak ispanya devleti'nin polisiye önlemlerle doğmakta olan siyasi krizi çözemeyeceğinin işaretini salı günü meydanı dolduran 10 bini aşkın insan verdi. bu insanların yarıdan fazlası salı gecesini plaza puerta del sol'da geçirdi. o gün bu gündür meydan güneşten korunmaya yarayan brandalarla, masalarla, kollektif bir mutfakla ve spontan biraraya gelen tartışma gruplarıyla dolup taşıyor. birçok insan işgalcilerle dayanışma içinde olduklarını göstermek için yiyecek, sandalye-masa, yatak-döşek bağışlıyor ya da boş zamanlarını meydanda geçirmeye özen gösteriyor. en azından pazar günkü belediye ve eyalet seçimlerine kadar kalacak olan kampın sakinleri, kitlesellikleri ve toplumun azımsanmayacak bir bölümünün arkalarında olması nedeniyle polisin bir saldırıya daha cesaret edemeyeceğinden neredeyse emin. şimdiye kadar floransa'dan berlin'e, new york'tan buenos aires'e, montpellier'den viyana'ya çok sayıda şehirdeki ispanyol konsolosluklarının önünde dayanışma eylemleri gerçekleştirildi.

ispanya'da işsizlik yüzde 20'nin üstünde ve gençler arasında bu oran yüzde 40'a varıyor. geçtiğimiz beş yılda gençler arasındaki işsizlik oranı ikiye katlanmış durumda. sosyal demokrat zapatero hükümeti, bütçeyi dengelemek ve finans piyasalarını tatmin etmek için memur maaşlarında kesintiye gitmiş, emekli maaşlarını dondurmuştu. krizin başlangıcından bu yana gittikçe daha fazla aile herhangi bir gelir ya da sosyal yardım olmadan hayat mücadelesi veriyor.

"herhangi bir örgüt, parti ya da sendikanın üyesi değiliz. bireyler olarak hareket ediyoruz" diyor bir eylemci. farklı pek çok örgütten insan eylemcilerin arasında olsa da görece kendiliğinden gelişen bir halk hareketinin ülkede böylesine gündemi işgal etmesi, hem iktidardaki sosyal demokratların hem de muhalefetteki muhafazakarların başını ağrıtıyor. insanların etrafında toplandığı sloganlar anaakım siyasete karşı net bir tavrı ortaya koyuyor: "bizi temsil etmiyorlar" ve "adına demokrasi diyorlar, ama demokrasi değil" en sık duyulan iki slogan.

eylemciler, gerek sosyal demokrat, gerekse muhafazakar pek çok adayın isminin yolsuzluk skandallarına karışmış olması nedeniyle seçmenleri bu partilere oy vermemeye çağırıyor. ancak büyük partilerin ağırlığını daha da arttıran ispanyol seçim sistemi nedeniyle alternatif hareketlerin seçimlerde başarı elde etme şansı oldukça düşük.

sosyal demokratlar, "eylemcilere anlayış gösterme" taktiğini benimserken, muhafazakar çevreler yabancı gizli servislerin ve solcuların hareketi maniple ettiklerini iddia ediyor.

meydanda asılı olan büyükçe bir pankartta "pazarların elinde meta olmayacağız" yazıyor. tunus'ta başlayarak önce kuzey afrika'ya, ardından tüm "arap dünyası"na yayılan isyan hareketi avrupa'ya da hoşgeldi!

hiçkimsenin, hiçbir şeyin meta olmayacağı günlere...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...