
insanların cannabis hakkında bildikleri(ni sandıkları) genel olarak ikiye ayrılıyor. birincisi, anne-babaların çocuklarına, hepimizin "baba"sı olan türkiye cumhuriyeti devleti'nin topluma anlattığı versiyon: yasadışı bir uyuşturucudur, bağımlılık yapar, bir kere başlayan bir daha kendini "uyuşturucu batağı"ndan kurtaramaz, bugün esrar içen yarın kesmeyince eroine başlar. ikinci versiyonsa cannabis kullanıcılarının altkültür bilgi dağarcığının yaydığı şehir efsaneleri: kesinlikle bağımlılık yapmaz, stres atmak, rahatlamak için birebirdir, hatta kullanmak kullanmamaktan daha sağlıklıdır. iki versiyon da, gerçekle ufak tefek kesişme noktaları olsa da, çoğunlukla yanlış içerikleri topluma yaymak dışında bir işlevi yok.

cannabis, fiziksel açıdan bağımlılık yapmazken, psikolojik bağımlılığı orta düzeyde, bu açıdan alkol ya da tütünle kıyaslanabilir. ancak burada fiziksel bağımlılığın öneminin genel olarak abartıldığını söylemekte fayda var, zira fiziksel bağımlılık düzeyi çok yüksek olan eroinin bırakılmasının zorluğu dahi, kısa bir yoksunluk sürecinin ardından atlatılan fiziksel bağımlılıktan değil, psikolojik bağımlılıktan kaynaklanıyor. sanırım sigara tiryakisi olup da bırakmayı deneyenleriniz, beden temizlendikten sonra yine de sigaraya geri dönmeleri üstünden psikolojinin bağımlılıkta oynadığı rolü kavrayabilirler.

ancak cannabisin yaygın olarak kullanıldığı çevrelerde sıkça anlatılan hikayeler de gerçekten uzak. bir insan pekala cannabis kullanımı dolayısıyla günlük hayatını düzenleyememeye başlayabilir. bunun yanında düzenli kullanımın kronik depresyonların ve şizofreninin ortaya çıkma ihtimalini arttırdığı kanıtlandı ve cannabis'in dumanı tütününkinden daha kanserojen olduğu biliniyor.
sonuçta cannabis kesinlikle alkolden daha kötü bir madde değil, ancak düzenli kullanmanız durumunda başınızın yasalarla derde girme ihtimali daha yüksek tabii. yasadışı-yasal ayrımının bir kenara bırakılarak, ikisinin de uyuşturucu olarak değerlendirilmesi gerekiyor. bu durumda tütün de hesaba katılınca, türkiye'de ya da dünyada uyuşturucu kullanan insanların büyük bir çoğunluk oluşturduğunu söyleyebiliriz, ki bu da yeni bir durum değil, insanlık varolmaya başladığından bu yana şu ya da bu şekilde uyuşturucu kullanıyor. önemli olan kullanılan maddenin kendisinden çok insanların o maddeyle ve bağımlılıkla kurdukları ilişki.
uyuşturucu bağımlılarıyla çalıştığım sürede (torbacılık yapmıyorum, bir danışma-yardım merkezinde çalışıyorum.) yılda bir kere eroin kullananlardan, uyuşturucuyu bıraktıktan sonra kumar bağımlısı olanlara kadar binbir çeşit insan gördüm. hatta "yeni dünya"daki yerli halkların özel günlerde içtiği tütünden geberene kadar içtiğimiz bir bağımlılık maddesi yaratmayı başardık. ne yasal uyuşturucuları kullanıp kendini yasadışı uyuşturucuları kullananlardan daha iyi bir durumda zannetmenin bir anlamı var, ne de her tür uyuşturucuyu lanetlemenin. yılda bir kere alınan eroin her gün devrilene kadar içilen rakıdan daha iyidir, akşam yemeğinden sonra türk kahvesinin (dikkat kahve de bağımlılık yapar!) yanında içilen sigaradan da kimseye bir şeycikler olmaz. mesele bağımlı değil, özgür olmakta!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder