17 Şubat 2010 Çarşamba

DIE DREIFLÜSSESTADT



on gün kadar önce katıldığım bir siyaset felsefesi semineri nedeniyle haftasonunu passau’da geçirmek durumunda kaldım. seminer cuma sabahı başlayacağından sabahın köründe yola koyulmak zorunda kalmamak için perşembeden yola çıktık. nürnberg’den passau’ya arabayla iki-iki buçuk saatte gidiliyor, ama tek yönlü caddelerle ve çıkmaz sokaklarla dolu şehirde kalacağımız yeri bulmamız da bir saat kadar sürdü.

çantamı odama atıp sokaklarda turlamaya başlamamsa akşam altıyı buldu. güneydoğu bavyera'da avusturya sınırına yaslanmış küçük bir şehir passau. 50.000 kişinin yaşadığı şehri güzelleştiren yegâne faktör üç nehrin - donau(tuna), inn ve ilz - kesiştiği yerde kurulmuş olması. şehirde 10.000 öğrencisiyle varlığını hissettiren küçük bir üniversitenin yanında bol bol da kilise var, daha doğrusu üniversiteyle kilise dışında başka hiçbir şey yok.

ilk hedefim bir şeyler atıştırıp, ardından kitap okunacak sakin bir café bulmaktı, ama arnavut kaldırımlı dar sokaklarına sis çökmüş şehrin havası beni başka türlü bir ruh haline soktu. sanki sartre’ın bulantı'sında geziniyormuş gibi oldum. sonuç tek başıma yaptığım bir meyhane turu, nazilerle ufak bir takışma, yetmişlerde şehrin kültürüne the doors etkisi yapmış scharfrichterhaus'ta bir jazz konseri ve cuma sabahı bulantının kelime anlamıyla bedensel bütünleşme.

scharfrichterhaus'u bir cümleyle kesip atmaya içim el vermedi. 1970'li yıllarda şehrin yaşantısını keyiflerine göre yönlendiren csu, piskoposluk ve muhafazakâr yerel gazete passauer neue presse üçgenine karşı oluşmaya başlayan karşı-kültürün en güçlü ve provokatif ayağını, başını bruno jonas ve siegfried zimmerschied'in çektiği politik kabare hareketi oluşturuyordu. kabaretistler, "karşı çıkmak"la kalmayıp "köyün ağaları"yla açıktan dalga geçiyor, aşağı bavyera'nin muhafazakâr kültüründen şehre hâkim olan "bermuda şeytan üçgeni”nin propagandasına kadar midelerini bulandıran her şeyin içini boşaltıyorlardı. bir yandan sonraları almanya çapında üne kavuşacak birçok kabaretist bu çatışmanın içinde yetişirken, diğer yandan şehrin mutlak hakimi olmaktan vazgeçmek istemeyen muhafazakâr "oligarşi" olağanüstü hal ilan ediyordu. passauer neue presse çalışanlarına kabareyle ilgili haber yapmayı yasaklarken, piskoposluk, görevinin anlamını sorgulayan, yılgın tanrının cennet bürokratı (melek) cebrail tarafından tahtından indirilmesini anlatan "himmelskonferenz" (cennet konferansı) adlı oyunun ardından zimmerschmied'e dine küfür suçlamasıyla dava acıyordu. passau belediyesi çoğu oyunu yasaklıyor, illegal sahnelenen oyunları tutuklamalar izliyordu. passau'da kabare yapmak, 70'li yıllarda batı almanya’da pıtrak gibi fışkıran yasadışı komünist partilere üye olmaktan daha tehlikeli hale geliyordu.

scharfrichterhaus bu koşullarda 1977'de kapılarını açıyor, 1983 yılında belediyenin "ateşkes" ilan etmesine kadar kabaretistlerin ana karargâhı, muhafazakârların nefretinin eski taş bir binada vücut bulmuş nesnesi oluyordu. sonrası almanya’da alternatif ya da karşı-kültürün hikayesinin geri kalanından farklı gelişmiyor. 1990 yılında sosyal demokrat spd belediye seçimlerini kazanıyor, böylece hem scharfrichterhaus, hem de politik kabare hareketi karşı-kültür olmaktan artik tamamen çıkıyor, mainstream'in temel taşlarından biri haline geliyordu. bugün scharfrichterhaus almanya çapında ünlü bir kabare ve jazz sahnesi ve passau'nun kültür yaşantısının göz bebeği.

bu kadar yakın tarih yeter, haftasonuna döneyim bitirmeden. herhalde kurt wallander'in ystad'i böyledir dedirten sisin altında yarı kaybolmuş, havası cinayet ve intihar kokan küçük bir şehir, seminer, geberene kadar içme ve iki bucuk saatlik eve dönüş yolculuğu...


PS : gözlem yeteneğimi seveyim, sonradan öğrendim son zamanlarda passau seri katil efsaneleriyle çalkalanıyor ve intihar oranları da inanılmaz yüksekmiş.

2 yorum:

Onur dedi ki...

Kardeş yazılarını çok beğendim. Ama özellikle mektuplara cevap vermeyen benim gibi arkadaşlara olan eleştirel yaklaşımındaki o incelik daha da güzeldi:) Ancak tabiki hak veriyorum sana o ayrı. Bu yazıya özel olarak da gerçekten intihar oranı artmışsa şapka çıkarıyorum...

outlaw dedi ki...

bak adam bir de incelik diyor, bildigin hayvanlik o. yillardir tanidigin arkadasinin yillardir degismeyen hayvanligi. bak tümden unutmussunuz siz beni, ben onu anladim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...