7 Ocak 2011 Cuma

İSYAN ÇIĞLIĞI


israil'i siktir et. hamas'ı siktir et. el fetih'i siktir et. birleşmiş milletler ortadoğu'daki filistin'li göçmenler için yardım ve çalışmalar ajansı'nı siktir et. abd'yi siktir et! bizler, gazze gençliği olarak, israil'den, hamas'tan, işgalden, insan hakları ihlallerinden ve uluslararası toplumun kayıtsızlığından o kadar bıktık ki!

çığlık atmak ve israil'in ses duvarını aşan f16ları gibi; bu suskunluk, adaletsizlik ve umursamazlık duvarını yıkmak istiyoruz; yaşağıdımız bu boktan durumdan kaynaklanan uçsuz bucaksız hüsranı dışarı salmak için ruhlarımızın olanca güçüyle bağırmak istiyoruz; kâbus içinde kâbus yaşayan iki tırnak arasındaki pireler gibiyiz, umuda ve özgürlüğe yer yok. bu politik mücadelenin içinde kapana kısılmaktan bıktık; uçakların evlerimizin üzerinde uçuştuğu kömür karası gecelerden bıktık; masum çiftçilerin topraklarını işledikleri için tampon bölgede vurulmalarından bıktık; silahlarıyla ortada gezen sakallı adamların güçlerini suistimal etmelerinden, inandıkları uğruna protesto düzenleyen genç insanları dövmelerinden veya hapse tıkmalarından bıktık; bizi ülkemizin geri kalanından ayıran ve pul kadar bir toprak parçasına hapseden utanç duvarından bıktık; terörist gibi, cebi patlayıcı dolu şer gözlü ev yapımı fanatikler gibi gösterilmekten bıktık; uluslararası toplumun gösterdiği umursamazlıktan, kaygılarını belirten ve önerge taslakları hazırlayıp mutabakata vardıklarını uygulamaya koymada korkaklık sergileyen sözde uzmanlardan bıktık; boktan bir hayat yaşamaktan, israil tarafından hapsedilip, hamas tarafından dövülmekten ve dünyanın geri kalanı tarafından da tamamen gözardı edilmekten bıktık usandık.

içimizde büyüyen bir devrim var; bu enerjiyi statükoya meydan okuyacak ve bize bir tür umut verecek birşeye dönüştüremezsek, bizi yokedecek devasa bir memnuniyetsizlik ve hüsran. yüreklerimizi hüsran ve umutsuzlukla titreten son damla, 30 ekimde, önde gelen bir gençlik örgütü olan sharek gençlik forumu'na silahları, yalanları ve saldırganlıklarıyla gelerek herkesi dışarı atıp, kimilerini hapsettiklerinde ve sharekin çalışmasını yasakladığında gerçekleşti. gerçekten de kâbus içinde bir kâbus yaşıyoruz. içinde bulunduğumuz baskıyı anlatacak kelimeleri bulmak zor. israil'in çok etkin bir biçimde götümüzü bombalayarak binlerce evi ve daha çok sayıda yaşamı ve düşleri yokettiği "dökme kurşun operasyonu"nda canımızı zar zor kurtardık. amaçladıkları gibi hamas'ı bertaraf edemediler, ama kaçacak hiçbir yerimiz olmadığı için bizi kesinlikle sonzuza dek korkutup herkese travma sonrası stres bozukluğu saçtılar.

bizler kederli gençliğiz. içimizde günbatımının tadını çıkarmayı zor kılacak kadar devasa bir ağırlık taşıyoruz. kara bulutlar ufku boyarken ve kasvetli anılar onları kapadığımız her anda gözlerimizin önüne gelirken, nasıl çıkaralım tadını? acıyı gizlemek için gülümsüyoruz. savaşı unutmak için gülüyoruz. burada ve şu anda intihar etmemek için umut ediyoruz. savaş sırasında israil'in bizi dünya üzerinden silmek istediğini açıkça hissettik. geçtiğimiz yıllarda hamas düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve hedeflerimizi kontrol edebilmek için elinden geleni yaptı. bizler, füzelerle yüzleşmeye alışmış, normal ve sağlıklı bir yaşam sürmek gibi imkânsız bir görev taşıyan ve toplumumuzda kötücül bir kanser hastalığı gibi yayılan, kargaşa yaratıp etkin bir biçimde yolunun üstündeki bütün yaşayan hücreleri, düşünceleri ve hayalleri öldüren ve terör rejimi ile insanları felç eden muazzam bir örgüt tarafından anca katlanılan bir gençlik nesliyiz. içinde yaşadığımız hapishane, sözde demoratik bir ülke tarafından ayakta tutulan hapishane de cabası.

tarih kendini en acımasız biçimde tekrarlıyor ve görünüşe bakılırsa kimsenin umrunda değil. korkuyoruz. burada, gazze'de hapsedilmekten, sorgulanmaktan, dayak yemekten, işkence görmekten, bombalanmaktan, öldürülmekten korkuyoruz. yaşamaktan korkuyoruz, çünkü attığımız her adım iyice değerlendirilmiş ve gözden geçirilmiş olmalı, heryerde engeller var, istediğimiz gibi hareket edemiyoruz, istediğimizi söyleyemiyoruz, istediğimizi yapamıyoruz, hatta bazen istediğimiz gibi düşünemiyoruz, çünkü işgal beyinlerimizi ve kalplerimizi o kadar feci bir şekilde işgal etti ki canımız acıyor, sonsuz hüsran ve öfke gözyaşları akıtmak istememize neden oluyor!

nefret etmek istemiyoruz, bütün bu duyguları hissetmek istemiyoruz, artık kurbanlar olmak istemiyoruz. yeter! yeter bu kadar acı, yeter bu kadar gözyaşı, yeter bu kadar ıstırap, yeter bu kadar kontrol, engeller, adil olmayan gerekçelendirmeler, terör, işkence, mazeretler, bombalamalar, uykusuz geceler, ölü siviller, kara hatıralar, kasvetli bir gelecek, kalp ağrıtan mevcut durum, bozulmuş politika, fanatik politikacılar, dini martavallar, yeter bu kadar hapsedilmişlik! dur diyoruz! istediğimiz gelecek bu değil!

üç şey istiyoruz. özgür olmak istiyoruz. normal bir yaşam sürebilmek istiyoruz. barış istiyoruz. bunları istemek çok mu? biz gazzeli genç insanlar ve başka yerlerdeki yandaşlardan oluşan ve gazze gerçeği bu dünyadaki herkes tarafından, sessiz onay veya yüksek sesli umursamazlık kabul edilemeyecek ölçüde bilinene kadar durmayacak bir barış hareketiyiz.

işte gazze gençliğinin değişim manifestosu!

etrafımızı kuşatan işgali yokederek başlayacağız, bu zihinsel hapsedilmeden kurtulacağız ve onurumuz ile özssaygımızı geri kazanacağız. direnişle karşılaşacağımıza rağmen başımız dik yürüyeceğiz. içinde yaşadığımız bu sefil şartları değiştirmek için gece gündüz çalışacağız. duvarlara rastladığımız yerde, hayaller yaratacağız.

sadece senin evet, şu anda bu bildiriyi okumakta olan senin! bizi desteklemeni umut ediyoruz. nasıl yapacağını öğrenmek için lütfen duvarımıza yaz ya da bizimle doğrudan temasa geç:

freegazayouth@hotmail.com bu e-posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için javascript etkinleştirilmelidir

facebook:http://www.facebook.com/pages/gaza-youth-breaks-out-gybo/118914244840679?ref=ts

twitter:http://twitter.com/gazaybo

özgür olmak istiyoruz, yaşamak istiyoruz, barış istiyoruz.

özgür gazze gençliği

2 yorum:

omk dedi ki...

http://www.sharek.ps/about-donors

şunlar fonladığı için bir-iki düşünce oluşuverdi aklımda. acaba, hamas direnişine yönelik bir manevraya bilerek-bilmeyerek alet mi oluyorlar diye düşündüm. söyledikleri yanlış diye demiyorum bunları

outlaw dedi ki...

sharek forumu'nun kendisi direk fatah/birleşmiş milletler güdümünde. ama metin sonuçta doğrudan sharek'ten gelmiyor bildiğim kadarıyla. neyse sonuçta ben de blogda yayınlamadan önce düşündüm bayağı bir. (bu düşünme süresinde başkaları metni türkçe'ye çevirdiğinden sırtımdan yük de kalkmış oldu aslında.)

sonuçta metnin yazarlarının, hatta tahminimce filistin gençliğinin büyük bir bölümünün duygularını yansıttığını düşündüğümden yayınlamaya karar verdim ki, siyasi olarak mesajının da ters olduğunu düşünmüyorum.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...